Çifte Minareli Medrese, Sivas denince akla gelen ilk siluetlerden biridir. Taç kapının iki yanında yükselen ince minareler, taş cephenin üzerine tuğla ve çiniyle eklenen güçlü bir dikey vurgu oluşturur. Kitabesi yapının 1271’de İlhanlı veziri Şemseddin Muhammed Cüveynî tarafından yaptırıldığını bildirir. Medrese, hadis öğretiminin yapıldığı bir darülhadis olarak işlev görmüştür.
Ayakta kalan cepheden yapının bütününü düşünmek
Yapının özgün hâli iki katlı, açık avlulu ve dört eyvanlı büyük bir medreseydi. Günümüze esas olarak doğu cephesi, taç kapı ve minareler ulaşmıştır. Bu nedenle ziyaretçi bugün bir iç mekân dizisinden çok, kaybolmuş büyük yapının anıtsal girişini görür. Cephedeki ölçek, medresenin geçmişteki hacmi hakkında fikir verir.
Taş kapıdaki geometrik ve bitkisel bezemeler, tuğla minarelerdeki sırlı yüzeylerle dengelenir. Kûfi yazı örnekleri ve tekrar eden desenler, cepheyi uzaktan okunabilir büyük bir kompozisyona dönüştürür. Yakından bakıldığında ise her kuşağın ayrı bir işçilik gösterdiği anlaşılır.
Meydan içindeki ilişkiler
Çifte Minareli Medrese, Şifaiye’nin karşısında ve Buruciye’ye çok yakın konumdadır. Bu yakınlık, Sivas’ın Orta Çağ’da sağlık ve farklı eğitim alanlarını bir arada barındıran güçlü bir merkez olduğunu gösterir. Aynı meydanda farklı banilerce yaptırılan eserlerin cephe anlayışlarını karşılaştırmak, tek tek yapıları görmekten daha öğreticidir.
Ziyaret önerisi
Cephenin tamamını görebilmek için önce meydanın karşı yönünden genel silueti izleyin, sonra taç kapıya yaklaşarak taş ayrıntıları inceleyin. Minarelerin tuğla örgüsü, ışığın yatay geldiği saatlerde daha belirginleşir. Alanın açık bölümünde ziyaret kolay olsa da çevredeki düzenleme ve restorasyon koşulları dönemsel olarak değişebilir.